Nasıl koydu Aykut KOCAMAN?

27 Ağustos 2010 Cuma
Şu fotoğrafı çok seviyorum. Geçen sezon Kasımpaşa ile deplasmanda oynanan Bekir'in golü ile kazanılan maçtan önce, sezon boyunca Daum'a laf sokan Yılmaz Vural ile Daum'un maç öncesi sarılıp, barışması -diyelim- sonrasından bir kare. Yılmaz Vural, Daum'u şap şup öpünce adamın suratında böyle yavşak bir gülümseme oluşmuştu. Aslında eğlenceli bir fotoğraf, Daum'un surat ifadesi komik çünkü ama şuanda çok farklı şekillerde yorumlanabilir. Sanki Daum, Fenerbahçe'nin şuan içinde bulunduğu duruma gülüyor gibi. Yanlış anlaşılmasın birkaç kötü sonuçtan ötürü hemen "ahh Daum vahh Daum" edebiyatı yapmayacağım, en başından beri Daum'un gitmemesi gerektiğini savunuyordum, bunlardan da bahsetmeyeceğim. Aykut Kocaman'la ilgili blog'daki sanırım üçüncü postumu atacağım, eminim ki son postum da olmayacak, her ne kadar futbol yazmayı sevmesem de..

Fenerbahçe dün PAOK'a elendi kendi sahasında aldığı 1-1'lik skor ile. Deplasmanda 1-0 yenilmişti. Ondan öncesine bakalım, Young Boys ile deplasmanda alınan 2-2'lik beraberlik ve ardından Kadıköy'de gelen 1-0'lık mağlubiyet. Bu sonuçlarla takım sezon başından önce Şampiyonlar Ligi'ne ardından Avrupa Ligi'ne veda etti. Üç sene önce kadronun büyük bir bölümünün halen aynı olduğu sezonda Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final oynandığını düşünürsek ürkütücü bir tablo. Hadi diyelim Roberto Carlos vardı Aurelio vardı kadro çok daha iyiydi, filmi biraz ileri saralım o zaman.. Bir sezon sonra Aragones'in elindeki kadroda Cristian'ın yerinde Maldonado, Mehmet Topuz'un yerinde Burak Korkmaz, Stoch'un yerinde Uğur Boral oynarken takım MTK'yı ve Partizan'ı eleyerek Şampiyonlar Ligi'nde gruplara kalmayı başarmıştı. Altını çizmek istiyorum, tüm Fenerbahçe taraftarlarını kahreden Aragones'li sezonda bile Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi'ne gitmeyi başarmıştı ki o sezonda Alex'le benzer sorunlar mevcuttu. Bir sonraki sezon yani geçtiğimiz sezon Daum'un Fenerbahçe'si Avrupa Ligi'nde grubu deplasmanda puan kaybetmeden aşarken yine Kadıköy'deki PAOK maçına benzer bir şekilde ancak ikinci turda Lille'e elendiğinde Daum'un elinde Stoch da yoktu Niang'da yoktu. Hatta son dakikada yenilen golle elenilen karşılaşmada sahada ilk 11'de yer alan oyuncuların Önder, Deniz, Bekir, Vederson, Selçuk, Guiza olduğunu hatırlatırsam kadronun kalitesini açıklamış olurum herhalde..

Yukarıdaki paragrafta eski defterleri açarken demek istediğim şu, şuanda taraftarlar ciddi anlamda bölünmüş durumda. Bu gruplardan biri Avrupa'dan elenilmesinin faturasının Aykut Kocaman'a değil yönetime çıkarılması gerektiğini, kadroda Cristian, Selçuk, Bilica gibi isimler olduğu için Aykut'un suçu olmadığını savunuyor. Doğrudur, yönetimin de suçu vardır ama Daum'un hatta Aragones'in ellerindeki son derece yetersiz kadrolarla bile başardıkları Aykut'un başardıklarından daha doğrusu başaramadıklarında son derece fazladır. Elde kadro yetersiz olabilir ancak Aykut'un oyuna müdahele bile etmezken durmadan içten pazarlıklı bir şekilde, yaptığı basın toplantılarında çaktırmadan "kulübün evladı" etiketi arkasına sığınmasına anlam veremiyorum. Sanıyorum "X" bir teknik direktör Alex'i kastederek "Son beş yılda bir şampiyonluğumuz var." gibi bir cümle kursaydı alacağı tepki çok daha farklı olurdu. Aykut ise futbolculuk döneminde Fenerbahçe'ye bir şeyler verdiği için kendinde bunu deme hakkını buluyor, eğer böyle bir cümle kuruyorsan, icraatlarınla bunu haklı çıkarmalısın..

Şuanki tabloya baktığımda Fenerbahçe 8-10 sene geriye gitmiş gibi. MTK gibi çok zayıf takımlara elendiği günlere. Ama iyi bir teknik direktör gelir, iyi bir lider bulunur bu günlerde atlatılır. Keşke bu kadar kolay olsa ama Aykut'un Fenerbahçe'den götürdükleri bir Şampiyonlar Ligi ya da Avrupa Ligi sezonundan çok daha öte. Fenerbahçe taraftarı hiç olmadığı bir biçimde bölünmüş durumda. Aykut'un koşulsuz ve dogmatik bir şekilde arkasında duranlar, Alex'i kaybetmek istemeyenler, Alex ve Brezilyalı tayfasının Stoch'a pas vermediğini düşünenler, Özer'in köstebek olduğunu düşünenler falan..

Benim en çok üzüldüğüm konu taraftarda, Aykut'un yarattığı Alex düşmanlığı. Bir anda taraftar Alex olmadan takımın daha iyi olacağını, bütün problemlerin Alex'den kaynaklandığını düşünmeye başladı. Neredeyse Denizli faciası ve geçen sezonki son Trabzon maçı başta olmak üzere son 7 yıldır takımın başına gelen tüm kötü şeyler Alex'in üzerine yıkılıyor. Bahsettiğimiz adam Alex. Her takımın onun gibi futbolcu aradığı Alex. Alex, Fenerbahçe'ye neler kaybettirmiştir, bilemiyorum. Son 7 yıldır hep kafaya oynayan takımın esas adamı Alex. Şu 7 yıldır oynan maçlardan biriyle ilgili olarak biri çıkıp "O maçta Alex yerine bu adam olsaydı maçı alırdık" diyebilir mi acaba? Yedek oturtursun oturtmazsın ayrı konu ama taraftarda Alex düşmanlığı yaratmak ne demek? Fenerbahçe taraftarının büyük ihtimalle son sezonunda Alex'e yaptığı bu davranış vefasızlığın daniskasıdır. Durmadan "vefa"dan bahseden Fenerbahçe taraftarının bunu yapması da ayrı ironi. Fenerbahçe taraftarının eski günlerinde değil diye Alex'e yüklenmesi, nefret etmesi Juventus taraftarının Del Piero'yu istememesi ondan nefret etmesiyle eş değerdir benim için. Bunların sorumlusu kim? Aykut Kocaman.

Kezman gibi Guiza gibi oyunculara binlerce "al da at" pası veren adam şimdi Stoch'a neden pas vermesin? Aykut Kocaman aslında gündemi Alex üzerine yıkarken çok akıllıca bir haraket yaptı ve bir sürü şeyi ört bas etti. Geçen sezon 12 maç üst üste gol yemeyen savunma, oyuncuların değişmemesine rağmen her maç birbirinden basit goller yiyor ve savunma oyuncusu transferinden söz ediliyor. Geçen sezon Bilica'nın antipatikliği dışında son derece güven veren savunma şimdi Aykut Kocaman sayesinde oyuncuya ihtiyaç duyuyor. Geçen sezon çoğu kez Fenerbahçe'nin 1-0'ın üzerine yatarken yaptığı takım savunmasındaki Alex'in rolü görülmüyor ve Aykut Kocaman basın toplantısında "Messi bile topa ayağını uzatıyor" gibi saçma bir şey söylemekle yetiniyor.

Burada Aceto'da çevirisi yer alan Mourinho röportajından bir alıntı yaparak devam etmek istiyorum: "Futbolcu artık çok daha bilge, zeki ve mükemmeliyetçi. Bu yüzden artık hocalar da eskiye göre çok daha donanımlı olmalılar. Sadece futboldan anlayan bir hoca bitiktir. Bu ortamda barınamaz, hayatta kalamaz. Ve klasik antrenör, eski bir futbolcu veya futboldan çok anlayan biri eğer bahsettiğim konularda yeterince donanımlı değilse, hoca olduktan iki gün sonra başarılı olma ihtimali çok yoktur. Sadece iyi antrenman yatırmak, iyi oynamak degil, karar vermek ve kazanmak. Çok dahası var: ego yönetimini üzerine almak, duyguları idare etmek gibi şeyler şu an bizim işimizi çok daha karmaşık, çok daha güzel ve aynı zamanda çok daha zor yapıyor."

Mourinho'nun bahsettiği özelliklerin hangisi acaba Aykut'ta var bilemiyorum. Özellikle Aykut'un durmadan iyi oynamaktan bahsedip, takımın oynadığı altı maçta sadece bir galibiyet aldığını görünce dehşete düşüyorum. Fenerbahçe şuanda ikinci Daum döneminde 1-0 yenip üzüldüğü rakiplere elenir konuma geldi. Bunun sorumlusu yönetim mi? Sanmıyorum. Transfer her sezon geçikiyor, her sezon kadro eksik oluyor ve her sezon kadroda Selçuk Şahin bulunuyor. Bunlar tabii yönetimin hatası ama Aykut Kocaman'ın kendinden daha öncekilere göre çok daha iyi imkanlara sahipken başaramadıkları, onun yetersizliğinin bir göstergesi.

Fenerbahçe'nin her konuda içinde bulunduğu kaos ortamında şampiyon olması çok zor. Bunun en büyük sorumlusu Aykut Kocaman ve onun içi boş güzel futbol, pozitif futbol, devrim muhabbetleri. Daha sezon başında enkaz olarak almadığı, kaliteli kadroyu enkaz haline getirmesiyle zoru başardı. Aslında Daum iyiki gitti. Gitmeseydi taraftarın içinde durmadan bir "Ya Aykut bu takımın başında olsaydı" ütopyası kalacaktı. O da Rıdvan gibi Oğuz gibi denenmiş oldu. En azından taraftarın içinde kalmamış oldu. Olan yine taraftara oldu. Birde ligimize çok zor gelecek bir efsanenin, Alex'in sonu hazırlanmış oldu. Bende çok isterdim Aykut'un Fenerbahçe'nin Fatih Terim'i olmasını, başarılı olamama riski de vardı ama hiç böyle olacağını tahmin etmemiştim. Aykut'a sabredilip takımın başarılı olmasını beklemek için tünelin ucunda bir ışık olmalı ama mevcut şartlar altında böyle bir ışık gözükmüyor. Bakalım filmin sonunda ne olacak. Bir daha enkazı temizlemisi için Daum gelir mi, gelmez herhalde bilemiyorum ama şunu biliyorum ki Aykut Kocaman camianin içine sıçmış durumda..

Konu ile ilgili söylemek istediğim tek şey eğer Daum, zamanında Fenerbahçe'de futbol oynamış olsaydı, şuan Fenerbahçe ne durumda olurdu bir düşünün. Geçen sezon 8'de 8 ile başlayan, son maç dışında ligi sonunu pozitif bir şekilde getirne, oyanan futbol taraftarı çok mutlu etmezken bile antrenmanlarda maç sonrası maçın yıldızının seçilmesi, yenen gollerde çekilen şınavlar vs. gibi durumlarla "lise takımı" havasındaki takım şuanda kaos durumunda, köstebeklerle, hainlerle, tu kaka Alex'lerle uğraşıyor. Aykut Kocaman, uzun yıllar sonra Fenerbahçe'nin içine futbol dışında bir sürü sorunu tekrar sokmayı başardı ama sevin sonuna kadar destekleyin Aykut Kocaman'ı eski futbolcumuz sonuçta. Daum değildi. Bakalım Aykut Kocaman, sportif direktörken verdiği yanlış demeçler, teknik direktörken yaptığı yanlış seçimler ve camiayı tepe taklak sürüklemesinin ardından, Fenerbahçe'deki antrenörlük kariyeri sonrası ne kadar futbolculuğuyla hatırlanacak. "Efendi"ymiş, geçiniz..

0 yorum: