Veda

24 Mart 2010 Çarşamba
Öncelikle şunu söyleyeyim ki Rutkay Aziz'in Atatürk'ü canlandırdığı Cumhuriyet filmini beğenenlerdenim. Rutkay Aziz her ne kadar okul kitaplarındaki Atatürk imajını birebir yansıtmasıyla eleştirildiyse de ve tip olarak Atatürk'e benzemesi, bir nevi biyografik sayılacak bir film için büyük bir dezavantaj olsa dahi Cumhuriyet filmi ele aldığı dönemin uzunluğu ve yer verdiği detaylar ile ortalamanın çok üstünde başarılı bir filmdi. Can Dündar'ın Mustafa adlı filminin ise beğendiğim eleştirmenlerin kötü yorumları sonrası izlemediğim filmlerden biri olduğunu söyleyeyip Veda'ya geçeyim..

Filme hiç beklentim olmadan gittim. Hatta ve hatta filmin fragramında Atatürk'ün zeybek oynadığı anda hareketlerine göre bombaların patlaması gibi basit ve başarısız bir sahnenin yer almasından dolayı kötü bir film ile karşılaşacağımı düşünüyordum. Film, Atatürk'ün Dolmabahçe Sarayı'nda ölüm döşeğinde olduğu anda başlıyor ve yaveri Salih Bozok'un anılarını anlatmasıyla zaman zaman kesilen flashback'ler ile Atatürk'ün şimdiye kadar bilininden biraz daha farklı anlatmaya çalışıyor diyelim.

Şunu söylemeliyim ki Atatürk'ün 6 - 7 yaşlarındaki hali başarıyla ekrana yansıtılmış. Genç aktör Fikret Kağan Olcay, Atatürk'ün küçüklüğünü öyle sempatik canlandırmış ki kendisine bir anda ısınıyoruz. Tip olarak da Star Wars: Episode 1'daki Anakin Skywalker'ın küçüklüğüne benzediğini de söylemeden edemeyeceğim. Zaten filmde genel olarak Atatürk'ü canlandıran 4 erkekden üçü gayet başarılı olmuş ancak Atatürk'ün 14 - 17 yaşlarını canlandıran Bartunç Akbaba'nın performansını beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Diğer oyunculara gelirsek Zübeyde Hanım'ı canlandıran ve filmin büyük bölümünde Atatürk'ü canlandıran oyuncu olan Sinan Tuzcu'nun eşi Dolunay Soysert'in performansı pek etkileyici değildi. Belki de yıllar geçerken herkesin yaşlanıp onun aynı kalması performansını etkileyen başlıca sebeplerden biriydi bu da filmin gerçekçiliğine ket vuruyordu. Keşke Zübeyde Hanım karakteri içinde birden fazla oyuncu ile çalışmayı tercih etselermiş..

Filmin başrol oyuncusu Sinan Tuzcu ise belki de şuana kadar beyaz perdede gördüğümüz ve görebileceğimiz en iyi Atatürk performanslarından birini çıkarmış. Bunda kendisinin tip olarak Atatürk'e çok benzetilmesi büyük bir avantajı olmuş ancak o da eşi Dolunay Soysert gibi bazı noktalarda çok genç kalmış. Atatürk'ün Dolmabahçe'de ölüm döşeğinde olduğu anları canlandıran Burhan Güven ise diyaloğu olmasa da tipinin artık birebir Atatürk haline getirilmesiyle muhteşem bir iş çıkarmış. Yan rollerdeki oyuncuların da en azından film boyunca belli bir standartın üzerinde seyretmeleri filmin seviyesini bir üst noktaya taşıyan unsurlardan. Öyle ki seyirci filmin büyük bir bölümünde gözlerinin dolmasına engel olamıyor. Müziklerinde çok yerinde seçildiğini de dile getirip birazda filmin olumsuz yanlarına göz atalım..

Oyunculuk ve müzikler bakımından fena bir performans sergilemeyen filmin çok büyük bir eksiği var o da hikaye. Hemde öyle böyle değil. Film boyunca TBMM'nin kurulması, Kurtuluş Savaşı, devrimler gibi önemli olayların gösterilmemesi ve sözle geçiştirilmesi filmin kocaman bir eksiği. Özellikle Atatürk'ün hayatının anlatıldığı bu olayların atlanabileceği hiç aklıma gelmemişti. Madem böyle şeyleri atlayacaksınız insanlara Atatürk'e dair yeni ya da bilinmeyen bir şeyler sunmanız gerekir ancak Veda bunu yapmıyor veya yapamıyor. Film, Atatürk'ün Fikriye ve Latife hanımlar ile olan ilişkilerini bir süre sonra merkeze oturtuyor gibi gözükse de bu ilişkilere yönelik de herkesin bildiği ve hatta daha önce Cumhuriyet filminde işlenmiş anıları beyaz perdeye taşımaktan öteye gidemiyor. Ayrıca film boyunca "işte burda Kemal ismini alacak" ya da "işte burda Yunan bayrağına basmayı reddecek" gibi beklediğiniz anları da bir türlü size vermesi de ekran başında hayal kırıklığı uğramanıza sebep olabilir.

Sözün özü Veda için ne iyi bir film ne de kötü bir film demek mümkün. Hatta elimizde daha iyisi yapılmışı var, Cumhuriyet ancak makyaj, kostüm, müzik ve hatta oyunculuklar bakımından Cumhuriyet'ten daha üstün olduğu kesin. Hikayesindeki zayıflık ve eksiklik Veda'yı Türk sinemasının başyapıtları arasına sokmayı engelleyen bir etken olmaktan öte filmi "iyi" film statüsünden çıkarmış durumda. Ama şöyle bir durum var ki Dersimiz Atatürk filmindeki bal mumu heykele benzeyen Atatürk'ü gördükten sonra Veda, 2000'li yılların sinemasal anlam en başarılı ve en inandırıcı Atatürk filmi olarak kalacak. Bu sebepten ötürü izlemeniz gereken bir film olduğunu düşünüyorum. İzlemezseniz bir şey kaybetmezsiniz ama Atatürk ile ilgili bir film izlemeyi düşünüyorsanız - Cumhuriyet'i bir kenara bırakıyorum - bu kesinlikle Veda olmalıdır. 10 üzerinden 6..

Not: Filmdeki Atatürk karakterinin de ne Cumhuriyet filmindeki gibi çok kasıntı ne de Mustafa filmindeki çok rakıcı bir tipleme olduğunu, tam kıvamında, objektif bir şekilde beyaz perdeye yansıltmış olduğunu da dile getirmek de yarar var sanırım..

0 yorum: